Daha 6 hafta oldu ezbere konuşmalar, kopyala yapıştırlar aldı başını gidiyor. Herkes aynı martavalı okuyor. Gerçekler göz ardı edilmek için bin dereden su getiriliyor. Her gün gazetelerde, bloglarda, forumlarda aynı ezberlemeler sıkılmadan yayımlanmaya devam ediliyor.
Sık sık ezber bozmak faydalıdır. Ezber bozmaya başlamak için bir de bu açıdan bakmaya ne dersiniz:
1.İlk ezber; FB’nin düşük tempoda GS’nin ise yüksek tempoda futbol oynadığı, bunun böyle gitmeyeceği, FB’nin temposunun daha artacağı GS’nin ise düşeceği yönünde! Lige düşük tempoda başlayan bir takımın illa daha sonra tempo yükselttiğini kanıtlayan bir örneğimiz var mı? Yüksek tempoyla lige başlayan takımların daha sonra tempo düşüreceğini nasıl kanıtlayabiliriz? Tabii ki 2-3 maçlık tempo düşmeleri ya da artmaları olacaktır. Ama esas mesele lig boyunca ortaya koyduğunuz tempo ortalamasıdır. GS bu maçta tempo düşürecek, şu maçta kötü oynayacak diye her hafta beklemeyle lig biter mi? Aynı şekilde bu maç FB’nin dönüm maçı diye her hafta vites artırma dualarına çıkarak ligin sonu gelir mi?
Bir takımınız, bir teknik heyetiniz ve bir amaç / anlayışınız vardır. Ve bunlara karşılık da rakipleriniz vardır. Bütün bunların hepsi sizin mücadele azminizi, temponuzu, oyun anlayışınızı belirler. Görünen o ki GS bu ligi bu anlayışla götürecek! FB’de şimdiye kadar izlediğimiz şekilde! Bunu kabul etmek yerine her hafta istihareye yatmak ne derece akıllıcadır, bilmiyorum, bunu her hafta “bu sefer farklı olacak”çılara bırakıyorum.
2.Rotasyon konusu ayrı bir komedi. Hollanda futbolu rotasyon, yeni yetenekler çıkartma, yüksek tempo yapma, 90 dakikaya yetecek kondisyon üzerine kurulmuş. Her Hollandalı teknik adamın takımında ya da her Hollanda takımında bu özelliklerin hemen hemen hepsini rahatlıkla görebilirsiniz. Takımınızdaki elemanlarınızın kalitesi oranında da üstteki özellikler sahaya yansır. Medyamız ise FB’den yukarıdaki özellikleri işçinde barındıran bir yapıyı göstermesini bekliyor. Daum’u hem BJK’den hem de FB’den tanımasak biz de aynı beklenti içinde olacağız. Konfederasyon Kupası’nda kendilerini göstermeseler ve FB’nin kadro yapısının azami ihtiyacı olmasa Daum’un elinde Tuncay gibi bir değerin yitip gitmesini izleyebilecekken, BJK’ de altyapıdan çıkardığı tek bir futbolcu yokken, medya halen daha Daum’dan rotasyon bekliyor, Daum’un altyapıya yönelmesini istiyor. Daum rotasyon yapacaktır. Ne zaman mı? Avrupa’da gruplardan çıkma ihtimali azaldığı zaman, Avrupa’da çıkacağı maçlarda Daum’dan rotasyon göreceğiz! Şimdiye kadar böyle tecelli etmiş bir teknik adamlık anlayışının bir anda değişmesini beklemek safdilliktir.
3.Takımınızı Lucescu’ya emanet ederseniz defansif yönü ağır basan, önce skoru tutmayı amaçlayan, ofansif efektifitenin sınırlı olduğu bir yakım izlersiniz. Terim’e emanet edilen takımdan saldırı bekleyin, pres bekleyin, sinir harbi bekleyin ama taktik anlayış beklemeyin. Cuper’in takımı defans yapar, Sacchi’nin takımı ise hücum. Yani siz takımı kime emanet etmişseniz artık takımdan O’nun anlayışını bekleyeceksiniz. Daum bu! Bundan fazlasını beklemek istiyorsa medya, başka adreslere yönelmek zorunda!
4.GS’nin defansı zayıf edebiyatı da ayrı bir komedi. Ligde yediği gol sayısı 5 iken atığı gol sayısı 19. Maç başına 0,8 gol yiyor. Lig lideri şu anda! Almanya liginin lig liderinin (Hamburg) yediği gol ortalaması: 1,2! İngiltere ligi lideri (Chelsea) maç başına ortalama 1 gol yiyor! İspanya ligi lideri (Barcelona) 0,75 ortalama ile gol yiyor. Görüyoruz ki ortalamalar birbirine yakın. Maçta erken gol bulmuş ve rahatlamış ya da gol bulmak için saldıran bir takımın gol pozisyonu vermesi kadar normal bir durum var mıdır? Cruyff’un dediği gibi: “Her zaman rakibinizden bir fazla gol attığınızdan emin olmalısınız!” Neredeyse 3,5 gol ortalaması yakalamış Avrupa Ligleri liderlerinin her maç bir gol yemesi onların defanslarının kötü olduğu anlamını mı taşır?
5.Araya atılan topların GS defansını zorlayacağı meselesine gelince; dünya üzerinde hangi takımın defansının arasına top atınca bu tehlike yaratmaz! Puyol – Pique ikilisinin yan toplarda zaaf içinde olduğu görülmüş mü? Ferdinand – Vidic ikilisini haliyle aralarına top atarak delmeye çalışacaksınız. Ama esas mesele Puyol – Pique ikilisinin arasına top atmaya çalışırken siz kendi defansınız arasına Henry – Messi – İbrahimovic üçlüsünü sızdırıyorsunuz. Futbol da zaten bu! Hangi taraf kaliteliyse o taraf futbolun doğrularını daha kolay ve çabuk gerçekleştiriyor! Yoksa ligdeki takımlar GS’nin defansının arasına top atmak istemiyor değil! Hem GS hem de rakibi bunu yapmak istiyor fakat GS topu o araya atmak konusunda daha fazla varyasyona sahip, daha kaliteli ayaklara sahip, hafta boyunca bunu çalıştıran bir teknik ekibe sahip, sahip oğlu sahip! Bu iş istemeyle olsa Cristiano Ronaldo’nun yeteneğine neden o kadar para verilsin ki! Türkçesi, ekmek-köfte ilişkisi! GS’nin karşısına çıkan ne kadar teknik adam varsa hep şu cümleleri kullandılar: “Bu akşam istediklerimizi sahaya yansıtırsak…” Olayı bir de şöyle düşünün: halen istediği şekli sahaya yansıtmayan bir Rijkaard’ın takımı var! Bu takım Rijkaard’ın istediği kıvama gelirse ne olacak? Ya GS istediklerini sahaya yansıtmaya başlarsa neler olacak?
6.GS çok gol attığı için GS maçlarında artık rakip takımın kaçırdığı gol pozisyonlarını sayar olduk! Kasımpaşa maçında, Paşa 3 gol kaçırdı diye punto punto yazarken, GS’nin kaçırdığı 6 pozisyona yok saydık. Serdar Özkan’ın kaçırdıklarını sayarken GS’nin sanki o maçta girdiği bütün pozisyonları gole çevirdiğini zannettik. GS’ye karşı hep “ya”lı, “ama”lı cümleler kurduk. Ezberi bozmaya davet ediyorum: Ya GS kaçırdıklarını da atmaya başlarsa! Rakip seyircilerin kalbi buna hazır mı?
7.Süper lig de iki takım 6’da 6 yaptı. Diyarbakır maçında maç 0-0 iken Emre’nin Suat Arslanboğa’yı itmesi es geçilmeseydi, Deniz Çoban, Bursa maçında hakemlik yapsaydı acaba FB 6’da 6 yaptı yapabilir miydi merak ediyorum? Hakem hataları konusunda dikkat ederseniz penaltı, ofsayt, elle oynama gibi anlık olaylardan bahsetmiyorum. Yoksa o konulara girsem Sivas maçında atılan ilk golün 1 metre ofsayt olduğunu, Manisa maçında durum 0-0 iken verilmeyen penaltıyı öne sürerdim. Ben sadece hakemler sahada kendilerini dövdürmeselerdi acaba 6’da 6 olur muydu diye merak ediyorum?